Kılıçdaroğlu’nun Adaylığı – Hacı Hüseyin Kılınç

Kılıçdaroğlu’nun adaylığı ile ilgili çok şey söylenip konuşulabilir. Geçmişe ilişkin tartışmaları, eleştirilerileri saklı tutarak bir değerlendirme yapmaya çalışacağız. Bu kaydı düşmemizin hiç şüphesiz nedenleri bulunuyor. Çünkü Kılıçdaroğlu siyasi iktidara alternatif en büyük partinin başındaki kişi. Türkiye bugün bazı sosyal bilimcilerin yarışmacı otoriterlik çok azının de facto bir diktatörlük olarak adlandırdığı bir siyasi rejimde yaşıyor. Bu rejim bir anda ortaya çıkmadı. Rejim özgün kavşaklardan, momentumlardan geçerek bugünkü haline büründü. Muhalefetin bunu önlemedeki hataları, tercihlerindeki yanlışlar  bugünkü manzaranın ortaya çıkmasında kuşkusuz etkili oldu. O nedenle cehenneme giden yolda muhalefetin büyük sorumluluğu bulunuyor. Bu tartışmalar elbette yapılacak ve yapılmalı. Ancak andaki görevimiz geçmişe değil, şimdi ve geleceğe odaklanmalı. Kuşkusuz geçmişsiz bir şimdi ve gelecek olmayacak, bunun farkındayız. Ama tartışmayı Türkiye’nin yeniden kuruluşuna odaklamalıyız. 

Türkiye çok uzun olmayan bir süre içinde tarihi bir seçime gidecek. İktidarın seçimleri kazanması halinde mevcut siyasi rejim kurumsallaşacak ve Türkiye’nin demokratik geleceğine ilişkin umutlar bir o kadar azalacak. Klişe gibi gelebilir ama bu seçim gerçekten de tarihi sıfatını hak etmeye en fazla layık bir seçim gibi gözüküyor. Seçimi mevcut iktidar koalisyonunun kazanması halinde yukarıda vurguladığımız gibi siyasi rejim kurumsallaşmakla kalmayacak esaslı bir nitelik değişimine de uğrayacak. Bugünden yapılan bazı denemeler daha büyük bir cesaretle gündeme gelecek ve bunun karşısında sinmiş bir toplumsal muhalefetin yapabileceği pek bir şey de kalmayacak. Kurumsal muhalefet alanı çökecek ve kendini toparlayabilmesi epey bir zaman alacak. Böylesi bir boşlukta iktidar blokunun Türkiye’nin temel tercihlerini değiştirmek konusunda eli daha da rahatlayacak. 

Dolayısıyla Türkiye böylesine tarihi bir ikilemle karşı karşıya bulunuyor. Güçler, kuvvetler dengesine göre önümüze farklı seçenekler gelecek. Türkiye ya bahsettiğimiz ihtimalde olduğu gibi bugünkünü belki mumla aratacak bir sürecin içine çekilecek ya da gecenin en koyu karanlığının şafağa en yakın vakit olması gibi yüzünü yeni bir kuruluşa dönecek. Elbette arada başka sayısız seçenekte gündeme gelebilir. İktidar blokunun alternatifi devletçi bir restorasyon olarak  karşımıza çıkabilir. Siyasi yapının değişmediği, rejimin kozmetik değişikliklerle yoluna devam ettiği, kadim hiçbir sorunumuza el atılmadığı bir dönem de bizi bekliyor olabilir. O nedenle iktidarın değişimi kadar bu değişimin nasıl bir muhtevaya bürünmesi gerektiğini de şimdiden tartışmak gerekiyor. Toplumun büyük bölümü artık eskisi gibi yönetilmek istemiyor. Ancak toplumsal ilişkilerin nasıl olması gerektiği, siyasal rejimin neye dönüşmesi gerektiğine dair bilinç berraklaşmış değil. Öncelik ve vurgu değişime yönelmiş vaziyette. Ama dediğimiz gibi toplumun bir özne olarak dahil edilmediği bir değişimin ufku da, menzili de kısa olacaktır. 

Bu tartışmalara bugüne kadar toplumun dahil edilmesinden ısrarla kaçınıldı. Toplum bir özne olarak değil nesne olarak kurgulandı. Eğer bir değişimin vakti saati gelmiş ise  ona da yönetme hakkını kendinde gören çevreler karar verebilirdi. Değişim öncelikle onların çıkarları doğrultusunda olurdu. Türkiye tarihindeki pek çok değişim bu bahsettiğimiz çerçevede gerçekleşmiştir. Toplumun, halkın değil birilerinin dediği olmuştur. Halkın değişim beklentisi sürece damgasını vuran güçlerin isteklerine yedeklenmiştir. Çünkü ‘kitle korkusu’ Osmanlı-Türk modernleşmesinin esaslı belirleyeni olmuştur. Kitlenin, halkın bir oyuncu olarak siyaset alanına dahil olması hoş karşılanmamıştır. Devlet söz dinleyen, çizgiyi aşmayan, kendi adına kararı başkalarının verdiği bir kütleyi yaratmak istemiştir. Halk ise kavramsal olarak ancak diğerlerini karşısına aldığı zaman kendini bir halk olarak kurabilir. Tarihi bir kavşağa doğru ilerlerken yaşayacağımız değişimin içeriğini bu tartışmalar belirleyecek. Değişimi kontrol etmek isteyecekler halka değişimi gerçekleştirmesini ama içeriğinin ne olacağına fazla karışmamasını salık verecektir. Bu kişiler sadece yönetme hakkını doğallaştırmış atanmışlar olmayacaktır. Bizzat muhalefetin içerisinde değişimi kontrol etmek isteyecek, çizmenin aşılmaması konusunda sürekli hatırlatmalarda bulunacak birileri çıkacaktır. Bunları kim olduğunu daha şimdiden fark edebilmek mümkündür. 

Tüm bu nedenlerle muhalefetin Cumhurbaşkanı adayının kim olacağı seçim kazanmak kadar önemlidir. Seçimleri kazanırsınız elinizde pirüs zaferinden başka bir şey kalmayabilir. Bilmeyenler için hatırlatalım. Grek kolonisi Tarentum’un kralı olan Pirüs Romalılarla yaptığı savaşı kazanır, ancak bu zafer tüm ordusunu kaybetmek pahasına gerçekleşmiştir. Konjonktür tersine dönmediği taktirde muhalefetin adayının Erdoğan karşısında seçimleri kazanma şansı fazla gözüküyor. Ama toplumsal değişim isteğini taşıyamayacak bir adayla seçimleri kazandığınızda Pirüs zaferiyle karşılaşabilirsiniz. Türkiye tarihi boşa gitmiş değişim umutlarıyla doludur. O nedenle seçim kazanmak kadar nasıl bir adayla kazanılacağı da o kadar önemlidir. 

Adaylık meselesi değişimi kendi lehine çevirmek isteyen, kontrollü bir değişimi arzulayan çevrelerin savaş alanı haline gelmiş gözüküyor. Süreci lehine döndürmek isteyen herkes kuvvetlerini sahaya diziyor. Medya manipülasyonları, lobiler, troller ve anket firmaları bu savaşın en önemli araçları. Bu kuvvetlerin ellerindeki araçlarla halkı manipüle edebilme, değişimi lehlerine çevirebilme imkanları var. Ama Türkiye’nin gerçek bir demokratik dönüşümünü isteyen, değişimin devletçi bir restorasyonla sınırlanmasına karşı olan çevrelerin de seslerini giderek daha fazla yükseltmesi gereken bir eşikte bulunuyoruz. Bütün bunlardan bağımsız, sadece kiminle kazanılacağına odaklanmış ve bu konuda her türlü manipülasyonun yapılabileceği bir ortam da sahici bir toplumsal dönüşümü arzulayanların bıkmadan bu soruları sorması gerekiyor.

Genel sekreter Başkan Yardımcısı oldu

Adana Büyükşehir Belediyesi eski başkanı Hüseyin Sözlü döneminde   genel sekreterlik yapan Şaban Acar,Karaisalı Başkan Yardımcılığı görevine atandı.

Şaban Acar’ın kariyerinde, genel sekterlik gibi önemli bir makamın varlığına  rağmen, küçük bir ilçenin başkan yardımcılığı görevine  atanması, bürokratik çevrelerde yadırganarak karşılandı.

Karaisalı Belediye başkanı Sadettin Aslan’ın geçtiğimiz yakın  sürede ciddi ve yıpratıcı iddialarla gündeme gelmesinin atama kararında etkisi olduğu bilinmezken, Şaban Acar’ın göreve başladığı öğrenildi.

TOKİ sosyal konut projesi: Enflasyona göre aylık taksit ve toplam ödeme ne kadar olur?

Toplu Konut İdaresi Başkanlığı (TOKİ) tarafından 250 Bin Sosyal Konut Projesi kapsamında inşa ettirilecek konutlar için başvurular alınmaya devam ediyor. TOKİ’den yapılan açıklama göre; toplam borç ve buna bağlı olarak aylık taksitlere her yılın ocak ve temmuz aylarında Memur Maaş Artış Oranı dikkate alınarak zam yapılacak. Taksit ödemelerinin sabit olmaması eleştirilere yol açtı. 

Buna göre başlangıç fiyatı 608 bin TL olan 2+1 konut için yıllık enflasyonun yüzde 10 olması durumunda toplam ödeme miktarı 1,71 milyon liraya yükselecek. Bu miktar enflasyon yüzde 15 olursa 3,17 milyona; enflasyon yüzde 20 olursa 6,12 milyona ve yüzde 30 olursa 24,4 milyona kadar çıkacak. 

Eylül 2022’de konut kredisi kullanılsa toplam ödeme miktarı 1,17 milyon lira oluyor ancak vade 20 sene değil; 10 yıl. Peki, TOKİ’nin sosyal konut projesinde aylık taksit ödemeleri nasıl değişecek? Farklı enflasyon senaryolarına göre aylık taksit ödemesini ve toplam miktarı hesapladık.

TOKİ’nin duyurusuna göre hak sahiplerine konutlar yüzde 10 peşinat ve 240 ay vade ile satılacak. Artış oranı konusunda ise açıklamada şu bilgi yer alıyor: “Hak sahiplerinin konutlarına ait kalan borç bakiyesi ve aylık taksitler her yılın Ocak ve Temmuz aylarında olmak üzere yılda iki kez, bir önceki 6 aylık dönemdeki Memur Maaş Artış Oranı dikkate alınarak İdarece tespit edilen oranda artırılacaktır.”

Taksit artış oranı ne olacak?

Taksit ödemeleri, sözleşme tarihini takip eden ay itibariyle başlayacak. İlk dönemsel artış ise sözleşme tarihine göre İdarece belirlenecek. Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı “10 Doğru 10 Yanlış ile Sosyal Konut Projesi Gerçekleri” açıklaması yaparak “Yapılacak artışlarla taksitleri ödemek zorlaşacak” iddiasının yanlış olduğunu duyurdu.

Bakanlık açıklamasına göre “TOKİ taksitlerinde memur artış fiyatları tavan fiyattır. Bugüne kadar TOKİ taksitleri memur maaş artışlarını hiçbir zaman geçmedi, aksine memur maaş artışının altında tutuluyor. Bunun örnekleri geçmiş yıllarda mevcut. Son 4 yılda TOKİ taksit artışı, hep memur maaş artışının altında oldu.”

Sözleşmelerin ne zaman imzalanacağı ve ilk artışın ne zaman yüzde kaç olacağı henüz bilinmiyor. Hesaplamaları iyimser tahminle yaptık: Ödemeler Ocak 2023’te başlayacak ve ilk artış Temmuz 2023’te gerçekleşecek. Yıllık enflasyonun yarısı oranında her 6 ayda bir artış yaptık. Yani enflasyon yüzde 10 ise Ocak ve Temmuz aylarında ayrı ayrı yüzde 5 artış uyguladık. Bu durumda farklı enflasyon senaryolarına göre şu hesaplamalar ortaya çıkıyor.

2+1’de enflasyon yüzde 10 olursa toplam ödeme 1,71 milyon

2+1 konutun başlangıç fiyatı 608 bin TL. Yüzde 10 peşinat ödeyince bu miktar 547 bin 200 TL’ye düşüyor. Bu miktar 240 takside bölündüğünde aylık 2 bin 280 TL taksit ortaya çıkıyor. Ocak-Haziran 2023 dönemindeki 6 ay boyunca hak sahibi bu miktarı ödüyor. Borcu ise 533 bin 250 liraya düşüyor. Ancak Temmuz 2023’te bu miktara yüzde 5 artış uygulayınca borç miktarı 560 bin 196 liraya yükseliyor. Yeni taksit miktarı ise 2 bin 394 TL oluyor. Hak sahibi 6 ay boyunca ödeme yapmış olmasına rağmen yeni borç miktarı artıyor. Bu ancak taksitlerin sona ermesine 5 yıl kala değişiyor. Hak sahibi son 240 ayın son 6 ayında ise 2042 yılının ikinci yarısında ise 15 bin 287 TL taksit ödüyor. Peşinat dahil toplam ödeme 1 milyon 713 bin lira oluyor.

Enflasyon yüzde 15 olursa son 6 aydaki taksit miktarı 38 bin 271 lira; toplam ödeme ise 3 milyon 170 bin liraya varıyor.

Enflasyonun yüzde 20 olması durumunda son taksit 93 bin 810 TL olurken toplam ödenecek miktar 6 milyon 115 bin liraya ulaşıyor.

Enflasyonun yüzde 30 olması durumunda toplam miktar 24 milyon 399 bin; yüzde 40 gerçekleşmesi halinse ise 100 milyon 524 bin oluyor.

3+1’de durum ne?

TOKİ’nin 3+1 konutunda ise başlangıç fiyatı 850 bin TL. Yüzde 10 enflasyon olması durumunda toplam ödeme 2 milyon 395 bin liraya varıyor. Enflasyon yüzde 20 olursa 3+1 konutta toplam ödeme 8 milyon 546 bin lira oluyor.

Konut kredisi çekilse ne olurdu?

Muhalefete göre TOKİ projesinde aylık taksitlerin sabit olmaması yüksek enflasyon durumunda halkı zor durumda bırakabilir. Konut kredisinin daha iyi bir seçenek olduğu yönünde yorumlar var. Peki, TOKİ sosyal konutunda memur zammı yerine en başta konut kredisi çekilse ne olur? 2+1 konut için 608 bin liralık başlangıç fiyatında yüzde 10 peşinat sonrası kalan borç 547 bin 200 TL. 22 Eylül 2022 itibariyle Ziraat Bankası faiz hesaplama sisteminde konut kredisi oranı yüzde 1,36. 10 yıl vadeli 547 bin 200 TL konut kredisi çekilmesi durumunda aylık sabit ödeme 9 bin 276 TL. Peşinat dahil toplam ödeme miktarı ise 1 milyon 174 bin lira.

TOKİ indirim yapıyor

Öte yandan TOKİ’nin yıllık indirim kampanyaları vatandaşa ödeme kolaylığı sunuyor. Bu ise şöyle işliyor. Konutlar teslim olduktan bir veya 2 yıl sonra TOKİ peşin ödeme yapanlara yüzde 20-25 indirim yapıyor. Bu indirimin şartları TOKİ tarafından belirleniyor. Oran ve zamanlama değişebilir.

Hak sahipleri çoğu zaman bankalardan konut kredisi çekerek peşin ödeme indirimden yararlanarak aylık taksit ödemelerini sabitliyor. Ancak bu durum en erken yaklaşık 3-4 sene olabileceği için bu süre içinde toplam borç miktarı artmış oluyor.

Instagram’a erişim sorunu yaşayan binlerce kişiye Meta’dan yanıt: Kesintiyi gidermeye çalışıyoruz

Meta Platformları, bazı kullanıcıların sosyal medya platformu Instagram’a girmekte sorun yaşadığını ve sorunu en kısa sürede gidermek için çalıştıklarını belirtti.

Şirket, bazı kişilerin Instagram’a girmekte sorun yaşadığının farkında olduğunu belirttiği açıklamasında özür diledi ve “İşleyişi en kısa sürede normale döndürmek için çalışıyoruz” dedi.

İnternette gerçek zamanlı yaşanan sorun ve kesintileri duyuran Downdetector adlı siteye sorun bildirenlerin sayısı yaklaşık 11 bin kişiyi buldu. Site sorun bildirenleri sayısının gün içinde 24 bine ulaştığını belirtti. Kullanıcıların yüzde 91’inin platformun mobil uygulamasında sorun yaşadığını kaydetti.

Birçok kullanıcı #instagramdown etiketiyle Twitter üzerinden yaşadıkları sorunları paylaştı.

İstatistikleri derleyen Statista’nın 23 Mayıs 2022 tarihli raporuna göre fotoğraf paylaşma ve sosyal ağ platformu Instagram’ın dünya çapında aylık bir milyar 200 binin üzerinde kullanıcısı var.

Meta Platformları, Facebook, Instagram ve WhatsApp sosyal ağ ve haberleşme uygulamalarını bünyesinde bulunduruyor.

WhatsApp: Hizmetimizi kesmedik, İranlı dostlarımızın irtibatta kalması için çalışıyoruz

İran’ın WhatsApp ve İnstagram’a girişi kısıtlamasının ardından, sosyal haberleşme uygulaması WhatsApp ülkedeki kullanıcıların birbiriyle temasını sağlamak için çalıştıklarını belirtti.

WhatsApp sosyal medyadan yaptığı açıklamada “insanların özel mesajlarına erişim hakkının yanındayız” diye yazdı. İranlı cep telefonlarını engellemediklerini belirten WhatsApp, “İranlı dostlarımızın irtibat halinde kalmasını sağlamak için çalışıyoruz ve teknik kapasitemiz elverdiğince hizmetimizi devam ettirmek için elinden gelen her şeyi yapacağız” iadelerini kullandı.

Gerçek zamanlı olarak internet özgürlüğünü takip eden Netblocks, İran’ın ülkede hizmet vermeye devam eden son iki sosyal medya platformu olan WhatsApp ve Instagram’a erişimi Masha Amini’nin ölümünün ardından başlayan protestolar yüzünden bugün itibarıyla kısıtladığını bildirdi.

İran’da ‘yalan haber’ yayana yasal takibat

Öte yandan İran Devrim Muhafızları Ordusu bir açıklama yayınlayarak adli yargıdan yalan haber ve söylenti yayanlar hakkında yasal takibat başlatmasını istedi.

Açıklamada “Merhum Mahsa Amini’nin ailesi ve yakınlarına taziyelerimizi ifade ediyoruz ve adli yargıdan sosyal medyada ve sokaklarda yalan haber ve söylenti yayan ve toplumun psikolojik güvenliğini tehlikeye atanları tespit etmesini ve durumun kararlı şekilde ele alınmasını talep ettik” denildi.

Hükümet yanlısı gösteriler planlanıyor

Başörtüsü nedeniyle “ahlak polisi” tarafından gözaltında alınan 22 yaşındaki Mahsa Amini’nin hayatını kaybetmesi ülkeye yönelik yaptırımların yol açtığı ekonomik sıkıntılar ve özgürlük kısıtlamalarıyla ilgili öfke seline neden oldu. 

Kadınların öncü rol oynadığı protestolarda bazı kadınların saçlarını açarak savurduğu, başörtüsünü yaktığı ve saçını kestiği görüldü. Başkent Tahran ve diğer kentlerdeki protestocular karakolları ve polis araçlarını ateşe verdi. 

İranlı basın kuruluşları cuma günü ülkede büyük hükümet yanlısı gösteriler planlandığını, hatta bazılarının şimdiden sokağa çıktığını duyurdu. Tasnim haber ajansına göre İran Başsavcısı Gulam Hüseyin Mohseni Ejeh göstericilere karşı “vatandaşların güvenlik ve huzurunun sağlanması için” derhal harekete geçilmesini emretti. 

İnsan hakları grupları protestolar sırasında en az 31 kişinin hayatını kaybettiğini belirtiyor.

Almanya seferberlik karşıtı Rus firari askerlere iltica hakkı tanıyacak

Almanya İçişleri Bakanı Nancy Faeser, kısmi seferberlik ilan edilen Rusya’da askere gitmeyi reddedenlerin Almanya’ya iltica başvurusunda bulunabileceğini söyledi.

Faeser, Frankfurter Allgemeine Sonntagszeitung’a yaptığı açıklamada, “Kural olarak, ağır baskı tehdidi altındaki firari askerler, Almanya’da uluslararası korumadan yararlanırlar. Vladimir Putin’in rejimine cesurca karşı çıkan ve bu nedenle kendilerini büyük bir tehlikeye atan herkes, siyasi zulüm gerekçesiyle Almanya’ya iltica başvurusunda bulunabilir” dedi.

Nancy Faeser, Almanya’nın zaten zulüm gören ve tehdit edilen Rus muhalifleri aylardır ülkeye kabul etmekte olduğunu belirtti.

Adalet Bakanı Marco Buschmann da “Putin’den nefret eden ve liberal demokrasiyi seven herkes Almanya’da bize katılabilir” dedi.

Rusya Devlet Başkanı Putin’in Ukrayna’daki savaş nedeniyle kısmi seferberlik ilan etmesi üzerine askerlik yaşı gelenlerin yurt dışına kaçmasının önleneceği haberleri çok sayıda Rus’u ülkeyi terk etmek için harekete geçirmiş, tek yönlü uçak biletleri tükenmişti.

Rusya ile olan sınırını kapatmayan Avrupa Birliği ülkelerinden Finlandiya da seferberlik ilanının ardından ülkeye giriş yapmak isteyen araçların uzun kuyruklar oluşturduğunu açıkladı.

Öte yandan seferberlik kararını protesto etmek için ülke çapında düzenlenen gösterilerde binlerce kişi gözaltına alındı. “Seferberliğe hayır” protestolarının, Moskova’nın Şubat ayında Ukrayna’ya askeri müdahalede bulunacağını açıklamasından bu yana Rusya’daki en büyük eylem olduğu bildirildi.

10 dakika da kahvaltı! Yumurta ve bademli fırında avokado tarifi

Protein temel bir besindir ve kilo vermek ve kas inşa etmek için idealdir. Sabaha önce proteinle başlamak ihtiyaçlarınızı karşılamanıza yardımcı olacaktır. Bol proteinli lezzetli bir kahvaltı arıyorsanız yumurta ve bademli gratenli avokadomuz tam size göre!

Kaslarımız ve ayrıca bağ dokumuz büyük ölçüde proteinden oluşur, bu nedenle kaslar, kemikler, saçlar ve cilt için yeterli tüketim özellikle önemlidir. Ve kilo vermek isteyenler, özellikle sporla birlikte yağ yakımını uyardıkları için proteinlere de güvenmelidir. Tarifimiz size sadece değerli protein sağlamakla kalmaz, aynı zamanda avokadodan elde edilen doymamış yağ asitlerinin yanı sıra önemli vitamin ve mineralleri de sağlar.

Malzemeler:

2 porsiyon için

  • 2 avokado
  • 4 yumurta (S)
  • Değirmenden tuz, karabiber
  • 30 gr file badem
  • 1/2 demet kişniş yeşillikleri
  • yaklaşık 1 kg deniz tuzu (dengelemek için)

Avokadolu Yumurta Tarifi: Avokadolu Yumurta Nasıl Yapılır? | Lezzet

Hazırlanışı:

  1. Fırını 200 °C’ye ısıtın, bir tepsiye deniz tuzunu yayın. Avokadoları ikiye bölün ve ortasındaki çekirdeği çıkarın. Bir çay kaşığı ile girintileri biraz büyütün ve tuz ve karabiber serpin. Avokado yarımlarını tuz yatağına koyun.
  2. Yumurtaları dikkatlice kırın ve onları avokado yarısına kaydırın (sarının sağlam kalmasını istiyorsunuz). Tepsiyi fırına koyun ve avokadoları yumurta akı katılaşana kadar 5-7 dakika pişirin.
  3. Bu sırada dövülmüş bademleri bir tavada altın sarısı renk alana kadar kavurun. Kişnişi yıkayın, sallayın ve yapraklarını kabaca doğrayın. Avokadoları çıkarın ve yumurtaları hafifçe tuzlayıp biberleyin. Kişniş ve file badem serperek servis yapın. Çıtır baget veya balkabağı onunla iyi gider.

Yağmurlu havada yapılacaklar listesi – Kadın ve Kadın

  Yaz yağmuru yine bu sıcak ve bunaltıcı havada ilaç gibi geldi diyebilirim. Hem serinletti hem ıslattı ama buna değerdi. Yaz yağmurunun bilinen özelliklerinden birisi ise yorgunluğu alıp götürmesi, insanın ruhunu dinlendirmesi hatta saçları güçlendirmesi, demir eksikliğine iyi gelmesiyle de bilinir. Demem o ki yağmurdan kaçanlardansanız orada bir durun ve yağmurun tadını çıkarın. Peki bu yağmurlu havada neler yapabiliriz gelin birlikte bakalım. 

Yürüyüşe Çıkın

Yağmurlu havanın en güzel yani, fütursuzca yağmurda ıslana ıslana yürümek olabilir. Hiç aldırış etmeyin ıslanmanıza ve sakin, huzurlu bir şekilde yürümeye devam edin. Ruhunuzu iyileştirecek..

Kahve ve Çay

Yağmurlu havada içinizi ısıtacak bir çay demleyin ve cama vuran yağmur damlalarının sesiyle ruhunuzu dinlendirin. Kahvenizin yanına kıyır kıyır kurabiyelerle gününüzü renklendirin.

Film İzleyin

İzlemediğiniz filmleri izleyebilirsiniz. Pikenizin altına girin ve patlamış mısır eşliğinde izlemediğiniz ya da tekrar tekrar izlemekten keyif aldığınız filmleri izleyebilirsiniz.

Miçotakis’ten Erdoğan Açıklaması: Kimse Bize Kabadayılık Yapamaz

Miçotakis, cuma günü 77. Birleşmiş Milletler (BM) Genel Kurulu’nda yaptığı konuşmada AKP’li Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın Atina’ya yönelik suçlamalarına yanıt vereceğini ifade etti.

Çarşamba günü New York’ta gurbetçilerin düzenlediği öğle yemeğinde açıklamada bulunan Miçotakis, “Kimse bize kabadayılık yapamaz, devamı cuma günü” ifadelerini kullandı.

Miçotakis, ev sahiplerine Yunanistan’ın ittifaklarını güçlendirmek için elinden geleni yapacağını söyledi.

Ankara’nın düşmanca söylemlerini arttığını söyleyen Miçotakis, özellikle göç sorununun dezenformasyonlarla birlikte silaha dönüştürüldüğünü dile getirdi.

Başbakan, Atina’nın Avrupa Birliği (AB) ile İsrail ilişkilerinin yoğunlaşmasına destek verdiklerini de sözlerine ekledi.

ERDOĞAN NE DEMİŞTİ?

Erdoğan, konuşmasında Yunanistan’ın mülteci politikasına tepki göstererek şunları söylemişti:

“Mülteci krizi kendilerine daha iyi gelecek aramak için escort bayan
bayan escort
adana escort bayan
bursa escort
antalya escort
adana escort
escort bayan mersin
mersin escort
mersin escort
mersin bayan escort
türkçe altyazılı porno
doeda
anadolu yakası escort
ataşehir escort
avcılar escort
bakırköy escort
şirinevler escort
taksim escort
gaziantep escort
olgun porno
beylikdüzü escort
escort mersin
istanbul escort
çesme escort
sultanbeyli escort
marmaris escort
türbanlı porno
bursa escort
escort adana
anal porno
pendik escort
izmir escort
maltepe escort
kadıköy escort
üsküdar escort
çekmeköy escort
taksim escort
kuşadası escort
bodrum escort
mecidiyeköy escort
ankara escort
milf porno
porno izle
esenyurt escort
kartal escort
tuzla escort
şişli escort


yola çıkan masumların botlarını batırıp onları ölüme terk etmekle, sınırlara duvarlar örmekle, insanları kamplara doldurmakla çözülemez. Yunanistan’ın Ege Denizi ve Doğu Akdeniz’de göçmenlere yönelik zulümlerin giderek arttığını görüyoruz. Türkiye olarak yeni Aylan bebeklerin cesetleri kıyalara vurmasın diye çırpınırken, Yunanistan hukuksuz, pervasız geri itmeleriyle Ege’yi bir mülteci mezarlığına çevirmektedir. Avrupa’nın ve BM kurumlarının insanlığa karşı suç teşkil eden acımasızlıklara artık bir dur demesinin vakti çoktan gelmiştir.”

Saraybosna’da yüzyıllar öncesine dayanan Yahudi mezarlığı kentin çok dinli tarihini yansıtıyor

Bosna Hersek’in başkenti Saraybosna’da 3 bin 500 mezar taşının bulunduğu Yahudi mezarlığının geçmişi asırlar öncesine, İspanya ve Portekiz’den kaçan Seferad’ların o dönem Osmanlı toprağı olan kente yerleşmesine dayanıyor. 

31 bin metrekarelik alana yayılan ve 2018 yılında Birleşmiş Milletler Eğitim, Bilim ve Kültür Örgütü (UNESCO) tarafından Dünya Miras Listesi’ne alınan mezarlık, Balkanların çalkantılı tarihinde Bosna’nın çok kültürlü geçmişini ve kültürel geleneklerin sunduğu katkıyı yansıtıyor.

Mezarlıkta korunmuş en eski mezar taşı 1650 yılına ait. Bir el motifi bulunan mezar taşının bir hahama ait olduğu yazıyor. Bosna Yahudi Topluluğu Başkanı Jakob Finci, kendi kayıtlarına göre söz konusu taşın buradaki en eski mezar taşı olduğunu söylüyor.

Bölgede ortaçağdan kalma mezar taşlarına stecak (ya da çoğul haliyle stecci) adı veriliyor. Buradaki Yahudi mezar taşlarının dünyanın hiçbir yerinde olmadığının altını çizen Finci, Yahudilerin buradaki “stecci”lerin tasarımından etkilediğini düşünüyor. Yerel halkın kimin öldüğünü halkın bilgisine sunmak için mezarları nasıl işaretlediklerini gözlemleyen Yahudilerin de benzer taşlar yaptığı ve bu sayede mezarların yüzyıllarca korunduğu sanılıyor.

Mezarlık kentle birlikte gelişti

1966’da yeni escort bayan
bayan escort
adana escort bayan
bursa escort
antalya escort
adana escort
escort bayan mersin
mersin escort
mersin escort
mersin bayan escort
türkçe altyazılı porno
doeda
anadolu yakası escort
ataşehir escort
avcılar escort
bakırköy escort
şirinevler escort
taksim escort
gaziantep escort
olgun porno
beylikdüzü escort
escort mersin
istanbul escort
çesme escort
sultanbeyli escort
marmaris escort
türbanlı porno
bursa escort
escort adana
anal porno
pendik escort
izmir escort
maltepe escort
kadıköy escort
üsküdar escort
çekmeköy escort
taksim escort
kuşadası escort
bodrum escort
mecidiyeköy escort
ankara escort
milf porno
porno izle
esenyurt escort
kartal escort
tuzla escort
şişli escort


definlere kapatılan mezarlık o tarihe kadar kentle birlikte gelişmiş. 

19’uncu yüzyılın sonlarında Aşkenaz yani Doğu Avrupa’dan göç eden Yahudilerin Saraybosna’ya gelmesiyle daha büyük ve daha süslemeli mezar taşları eski sade taşların yerini almış.

Zamanla bir ana anıtsal, iki de küçük kapı, bir dua odası, bir havuz ve çevre duvarı, bir büyük ölenlerin kemiklerinin konulduğu oda ile Bosna’daki terör kurbanları anısına dikilen dört anıt ve çeşitli anıt mezarlar eklenmiş.

Mezarlık Saraybosna’nın iş dünyasına, eğitimine, bilimine, sanatına ve kültürüne katkı veren çok sayıda Yahudi toplumunun değerli üyesinin son istirahat yeri.

Holokost sonrası

Holokost yani Yahudi Soykırımı, Bosna’daki Yahudi toplumu üzerinde de çok derin etkilere neden oldu. İkinci Dünya Savaşı öncesinde Bosna’da 14 bin, Saraybosna’da ise 12 bin Yahudi’nin yaşadığı bildirilirken günümüzde bu sayı yalnızca bin civarında.

Finci, İkinci Dünya Savaşı sırasında Hırvatistan yakınlarındaki bir İtalyan toplama kampında dünyaya gelmiş. Ailesindeki erkeklerin çoğu Holokost ile yok olmuş, mezarlarının yeri bilinmiyor.

Ancak sağ kalan babaannesi öldüğünde Saraybosna’daki mezarlığa gömülmek istemesi üzerine ailesi bu bölgeye geri dönmüş.

“Saraybosna’daki mahallesi Kovacici’deki eski Yahudi Mezarlığı’ndan başka bir yerde öldüğü ve gömüldüğü düşüncesine resmen tahammül edememiş” diyen Finci, AP’ye yaptığı açıklamada yalnızca bu sebeple onun son arzusunu yerine getirebilmek için ailesinin soykırımdan kurtulan üyelerinin İkinci Dünya Savaşı’ndan sonra buraya döndüğünü anlatıyor.

Bosna Savaşı

Ortodoks Sırplar, Katolik Hırvatlar ve Müslüman Boşnaklar arasında 1992-1995 yılları arasında Bosna’da yaşanan ve 100 bin kişinin ölümüyle sonuçlanan iç savaşı sırasında Finci, kuşatma altındaki saraybosna’da kalmış. 

Burada Benevolencija adlı eski Yahudi kültür ve yardım derneğinin yeniden kurulmasına yardımcı olan Finci savaş süresince her inançtan insanlarla paylaşmak üzere kente ilaç ve gıda getirmek için mücadele vermiş.

Saraybosna’nın merkezine tepeden bakan eski mezarlık ise bu savaş sırasında top atışlarının hedefi olmuş ve ağır şekilde mayınlanan bölge büyük tahribata uğradı.

Ancak savaş sonrasında mayınların temizlenmesinden sonra restorasyon çalışmalarının tamamlanmasıyla birlikte mezarlık 1998’de yeniden ziyarete açıldı.

Son 17 yılda etnik olarak bölünmüş ve yoksullaşmış olan Bosna’nın çok dinli tarihini yansıtmaya devam ediyor.

Eski Yahudi mezarlığının bekçisi bir Müslüman: Sefko Korman. Korman ve ailesi dünya çapından mezarlığı ziyarete gelen misafirleri ağırlıyor, mezarlıkla ve burada yattığı sanılan atalarıyla ilgili bilgiler veriyor. 

AP’ye konuşan Korman, “Mezarlığı ziyarete gelen birçok yabancı benim Müslüman olduğumu duyunca şaşırıyor, ama ben onlara burada normal insanların yaşadığını söylüyorum” diyor. 

Saraybosna Yahudi toplumundan mezarlığa ziyarete gelenler oldukça Korman bunu fırsat bilerek mezarlıkla ilgili daha fazla şey öğrenmeye çalışıyor. Ziyaretçiler de sıklıkla kahve eşliğinde onunla uzun sohbetlere dalıyor.

Korman, ülkenin bu önemli anıtının varlığını sürdürmesini ve korunmasını sağlamaktan dolayı “mutlu ve gururlu” olduğunu da sözlerine ekliyor.

Finci ise geçmiş günleri anımsayarak geleceğe dair temennide bulunuyor: 

“Saraybosna’daki mezarlıkta yatan ölüler yüzyıllarca, hatta son savaşta her cepheden bombalanmasına ve tamamen mayınlanmasına rağmen, yaşıyor olmanın, ölüp de toprak altında yatıyor olmaktan daha zor olduğu dönemlerde bile korundu. Şimdi çok şükür ki bunlar geride kaldı ve umarız tekrardan yaşanmaz”.